Yaşlı Bakıcı Hizmetleri,Yatılı Yaşlı Bakıcısı Hizimetleri,Evde Yaşlı Bakımı Hizmeti,Hastanede Yatılı Açilde Yaşlı Bakıcı Hizmeti,Hatanede 24 Saat Bakıcı Bulmada Aileye Bakıcı Konusunda Yardımcı Hizmetlisi,Yatılı Yaşlı Yatalak Bakıcı Bulma,Felçli Yatılı Bakıcı,Yatalak Madur Felçli Bakıcı,yatılı alzaymır Bakıcısı,alzaymır Bakıcı,Evde alzaymır Bakıcısı,Hastanede alzaymır Bakıcısı,demas hastalığı Bakıcısı,demas hasta Bakıcı,demas hasta Bakımı,Yatılı demas hasta Bakıcısı,Evde demas hasta Bkıcısı vede Bakıcı Hizmetleri |
|
Çocuk Bakıcısı Çocuk Bakıcı Çocuk Bakımı Hizmet Güvenin Tek Atresi Bize Ulaşın Çocuk Bakımı Evde Çocuk Bakımı Yatılı Çocuk Bakımı Bilgi vede Deniymli Çocuk Bebek Bakıcı Evde Yatılı Bebek Bakıcı Hizmetleri Yatılı Bebek Bakıcı Bulma Hzimeti Hastanede Açilde Bebek Bakıcı Hemşire Bebek Bakıcı Arıyorsanı Dogru Atrestesiniz Yatılı Bebek Bakıcı Yatılı Çocuk Bakıcı Bulma Hzimeti 24 saat Hizmet Sunarrr
Özellikleri
Çocuklarınız için gerekli tüm detaylarla ilgilenecek, güvenilir, eğitimi bu yönde almış profesyonel ve tecrübeli elemanlar. Aile yaşantısı düzenli, güler yüzlü, sabırlı ve gerektiğinde inisiyatif alabilen bakıcılar.
Görev Tanımı:
Çocuğun günlük bakımını yapmak, çocuğun bulunduğu ortamın temizlik ve düzenini sağlamak, çocuğun beslenmesini sağlamak, beslenme için kullanılan araç ve gereçlerin temizliğini yapmak. Çocuğun yaşına göre basit etkinlik malzemeleri hazırlamak.
Çalışma Şekli Yatılı:
Yatılı tam zamanlı haftada bir gün 24 saat izin kullanırlar aile ile yapılan anlaşma gereği hafta içi veya hafta sonu izin kullanılır.
Çalışma Şekli Gündüzlü:
Günde 8 veya 9 saat çalışırlar – Cumartesi ve Pazar izin kullanırlar |
|
Çocuk Bebek Hasta Yaşlı Bakıcı HizmetleriÇocuklarımız bizim en değerli varlıklarımız. En savunmasız en bakıma muhtaç zamanlarında onların gereksinimlerini en iyi şekilde karşılamak ve çocuğumuza en iyisini vermek en büyük arzumuzdur her zaman. Ne var ki bazı durumlar anne ve babaya çocukların bakımında yardımcı olarak onların etkin olamadıkları noktaları, aldığı eğitim ve tecrübe ile dolduracak Bakıcılar gerekmektedir. Çocuğun bakımını üstlenerek anne-baba ile Çocuk arasında daha verimli zaman oluşmasını sağlayacak dadılar gereklidir. çocuk bakıcısı,dadı bakıcısı,hasta bakıcısı,yatılı bakıcısı,hizmeti,yaşlı bakıcısı,hastanede bakıcısı,bebek bakıcısı,özel hemşire bakıcısı,yatalak bakıcısı,felçli bakıcısı,parttayım temizlik hizmetleri,özel anbulas hizmeti,Danışmanlık firmamız konusunda en iyi eğitimleri almış, yeterli tecrübe ve birikime ulaşmış Çocuk bakıcıları ile çalışmaktadır. Aileler için önemini bildiğimiz bu konuda sizlere yardımcı olmak için titiz elemeler yapmıştır. Çocuk bakıcılarımızda her şeyden önce güler yüz ve yeterlilik arayan firmamız bu konuda oldukça tecrübelidir. Bakıcılarımızın aile içinde uyumlu ve yeterli olmaları için gerekli tüm şartları taşıyor olmalarına ayrıca dikkat etmekteyiz.çocuk bakıcı,bebek bakıcı,hasta bakıcı,yaşlı bakıcı,yatılı bakıcı,dadı bakıcı,hemşire bakıcı,hastanede bakıcı,evde bakıcı,felçli bakıcı,yatalak bakıcı,tüm bakıcı hizmet,
Çocuklarınızın her türlü bakımı için eğitimini bu yönde tamamlayarak profesyonel bakıcı statüsündedirler. Aile ortamına alışık, güler yüzlü, sabırlı ve temiz. Sorumluluk alabilen ve gerektiğinde duruma hakimiyet sağlayabilen bilen bakıcılar ile Ünver İnsan Kaynakları herzaman Sizin ve çocuğunuzun yanında olacaktır. Çocuk Bakıcısı Arıyorsanız Doğru Adrestesiniz...
Yapmanız Gereken tek şey Bakıcı Talep Formunu Doldurup bize ulaştırmak veya İletişim Bölümdeki Telefon Numaralarından bize ulaşabilirsiniz.
Çocuğunuz için en uygun Bakıcıyı bulabileceğinizden emin olabilirsiniz.
Çünkü; Ünver Olarak
Danışmanlık firmamız konusunda en iyi eğitimleri almış, yeterli tecrübe ve birikime ulaşmış Çocuk bakıcıları ile çalışmaktadır. çocuk bakımı,bebek bakımı,hasta bakımı,yaşlı bakımı,yatılı bakımı,yatalak bakımı,hemşire bakımı,hastanede bakımı,felçli bakımı,hizmetleri 24saat bakımı !!
Çocuklarınızın her türlü bakımı için eğitimini bu yönde tamamlayarak profesyonel bakıcı statüsündedirler. yatılı çocuk bakıcısı,yatılı bebek bakıcısı,yatılı hasta bakıcısı,yatılı yaşlı bakıcısı,yatılı hastanede bakıcısı,yatılı evde bakıcısı,yatılı bakıcısı,
Aile ortamına alışık, güler yüzlü, sabırlı ve temiz. Sorumluluk alabilen ve gerektiğinde duruma hakimiyet sağlayabilen bilen bakıcılar ile Ünver İnsan Kaynakları herzaman Sizin ve çocuğunuzun yanında olacaktır.yatılı çocuk bakıcı,yatılı bebek bakıcı,yatılı hasta bakıcı,yatılı yaşlı bakıcı,yatılı felçli bakıcı,yatılı hastanede bakıcı,yatılı feçli bakıcı,yatılı özel hemşire bakıcı,yatılı bakıcı,
Tüm Bakıcı Biligileri için Bize Ulaşın 0538 434 77 950212 220 09 45 | |
|
|
YAŞLARA GÖRE ÇOCUK GELİŞİMİ
2 yaş:
İki yaşında çocuk çok canlıdır. Çocuk, başkasının yardımı olmaksızın merdivenlerden iner ve çıkar. Sıçrar, dans eder, el çırpar, sevinç ifedesinde bulunur. Kitapların sayfalarını tek tek açabilir.,çocuk kaşığı doğru dürüst tutar ve ağzına ustaca götürür.
Çocuklar küplerle, kule yapmaya devam eder,altı küple kule yapar.
Çocuğun dili önemli bir gelişme gösterir.kelime hazinesinde son altı aydakinden hiç olmazsa on kat daha fazla ve genellikle iki yüz veya daha çok kelime vardır.anlamsız çocuk konuşmaları hemen hemen kaybolmuştur. Ve dili anlayış,önemli bir şekilde artmıştır.çocuğun, cümlelerinin çoğu hala bir kelimeden oluşmasına karşın ,artık dil,işe yarar bir araç olmuştur.
Onun iki kelime bazen üç kelimeden oluşan cümleler kurduğu görülür.iki yaşında çocuk hala kendisiyle çok meşgul olan bir çocuktur.
Bununla birlikte diğer insanlar ,kendisi için daha ilginç bir hale gelmeye başlamıştır. Çocuğun dilinde kişi adları, benim, bana, siz, ben şeklinde bir sıra ile meydana gelir ve bu yaşta bazı belirli anlam taşır.biz kelimesi üç yaşından önce nadiren kullanılır. Oyun etkinliği, çok önem taşır. Bu yaşta bazen çocuğun daha sonra bulacağından emin olarak, oyuncakları sakladığı görülür.
Üç yaş:
Üç yaşını doldurmadan önce bir çocuk ailesi için oldukça zorlu olan bir gelişim safhasından geçer ki bu en yüksek derecesine iki buçuk yaşlarında ulaşır. Bu dönem negatif bir dönemdir.bu dönemin süresi ve şiddeti bir çocuktan öbürüne çok farklılık gösterir.çocuk bu dönemde çok inatcıdır.her istediği olsun ister,olmayınca hırçınlaşır. Çocuk üç yaşını doldurunca, negatif dönem yerini pozitif döneme bırakır.
Bu zorluklar genellikle ortadan kalkar.daha küçükken her şeyi aynı şekilde yapmak,aynı hikayeyi sürekli yeniden dinlemek,aynı kelimelerle dinlemek, gereksinimi,bu yaşta daha az görülür.
Biz adı bu yaşta kullanılmaya başlar.üç yaşında çocuk merdivenleri daha rahat inip ,çıkar.çok daha iyi bir şekilde koşar, dans eder.çocuk çizgi çizmede daha başarılıdır.üç yaşında bir çocuk normal bir adam resmi çizemez,bu bir yıl sonra görülür.
Çocuk bir kağıt parçasını enine,boyuna,katlıyabilir,ama kendisine gösterilse de,köşegenel olarak katlıyamaz.
Çocuk,çember, kare, üçgen biçimin deki tahta parçalarını, karşılıkları olan deliklere çok rahatlıkla koyabilir.
Çocukta hızlı bir zihinsel gelişim görülmektedir.
Dil davranışı,kelimelerin daha detaylı anlaşılmaya başlaması bu yaşta görülür artık çocuk sınıflamalar yapabilmeye başlamıştır.
Eşyanın ne olduğu ve adları çocuğa sorulduğun da bunları çok rahatlıkla cevaplar iki yaşın da çocuk kelime öğrenir, üç yaşların da ise bunları kullanır.
O kelimeleri eylemlere eylemleri kelimelere yaklaştırrır.kelimeleri sembol olarak kullanmaya başlar.
Sosyal davranış,üç yaşıında çocuk yeni dostlar edinmek ister başka çocukların gözüne girmek ister bu sebeble oyuncakları nı onlara verebilir.yabancılardan duyduğu korku bu yaşta ortadan kalkar bunun yerine yalnızlıktan, karanlıktan korkmaya başlayabilir.bu yaşta korkulu rüyalar görmesi olağandır.
Dört yaş
Üç yaşla dört yaş arasın da bir gerileme olduğu görülebilir.bu yaşta huzursuzluklar, güvensizlikler iki buçuk yaşın da görülen negatif özellikler tekrar görülmeye başalar.bazı çocuklar da geçi ci de olsa kekemelik ortaya çıkabilir. Bu yaşta çocuk kararsız hırçındır
Çocuk artık bağımsız olmak ister herşeyi kendisi yapmak ister çok haraketlidir.kendini beğenmiştir. Güvennsiz dir dört yaşındaki çocuk tek bacak üzerinde uzun süre kalabilir.fakat henüz sekemez.
Bunun için hiç olmassa altı aya ihtiyacı vardır.
O, giysilerini ilikleyebilir, ayakkabıları nı giyebilir, fakat ayakkabı bağlarını bağlayamaz bağlaya bilmesi için bir süre daha geçmesi gerekir hala bir kağıdı köşegen olarak katlayamaz!
Dört yaşında ki canlılık onun çok şey bildiğini sanmamıza neden olsa da bu durum böyle değildir.henüz öğreneceği çok şey vardır.bu yaşta çocuk bir adam resmini ayrıntılı olmasa da çizebilir.
Beş yaş:
Beş yaşında ki çocukların okul öncesi eğitime başlamaları gerekir.bu yaşta ki çocuklar ritmik hareketler yapabilir,dişlerini fırçalayabilirler bu yaşta çocuklar kareyi, üçgeni kopya edebilir, ancak eşkenar dörtkeni kopya ederken zorlanır.dört yaşında ki çocuk resmini bitirdikten sonra ona anlam verdiği halde beş yaşında ki çocuk resme başlamadan önce ne yapmak istediğini bilir.
Dört yaşındaki çocukta sayı kavramı genellikle bir, iki, sınırı için de kalır fakat beş yaşındaki çocuk artık on a kadar sayabilir.
Ve bu sınır için de toplama yapabilir.o, kaç yaşında olduğunu söyleyebilir. Beş yaşında ki çocuk bir şeyi tamamlamaya hazırlıklı bir durumdadır.
Başladığı bir işi yapmaya, bitirinceye kadar devam eder
Sosyal bakımdan mutlu bir çağdır. Bu yaşta çocuk ev işlerine yardım etmesini sever, zayıf oyun arkadaşları nı, küçük kardeşlerini korur dört yaşındaki çocuk gibi her ne pahasına olursa olsun, inatçılık etme gereksinimi duymaz, onun davranışı biraz yetişkinin kini andırır, o da sosyal olarak başkaları nın üzerinde iyi bir etki bırakmak ister. Beş yaşındaki çocuğun başkalarına güvenmesi dört yaşından farklıdır.
Altı yaş:
Altı yaşındaki çocuğun motor becerileri gelişmiştir.evde de dışar da da oynar ama nerede olmak istediklerini gerçekten bilemez bu yaşta bazı deneylere girişirler yeni bir şeyler keşfetmeye çalışırlar bu yaştaki erkek çocukları daha çok sokakta oynamayı sever kız çocukları ise bebekleri ile oynar onları giydirir ve soyarlar bu işi bıkmadan usanmadan tekrarlarlar.
Dil davranışları gelişmiştir.telefonda konuşurlar kendilerini ifade edebilirler fikirlerini başkalarıyla paylaşabilirler.
Çocuk bu yaşta çoğu zaman sağı nı, solunu, ayırır fakat başkalarının sağ ve sol kolunu göstermesi istendiğin de genellikle karıştırır.bu yaşta çocuğun resimleri daha gerçekçi olmaya başlar adam resmi çizdiği zaman kollarını, bacaklarını çizebilir.boyamaktan zevk alır fakat kalemi henüz acemice tutar harfleri kopya edebilir ve tanıyabilir.
Sosyal davranış hırçındır,acelecidir, dürtülerini kontrol etmekte güçlük çekebilir.bu yüzden sosyal ilişkilerini idare edemez sürekli birinci gelmek hevesindedir.
Annesinin ona yardım etmesini red eder fakat yinede bir çok konuda annesine muhtaçtır.
Yedi yaş:
Altı yaşa nazaran bu yaş daha az çatışmalı dır.daha sakin bir yaştır yedi yaşındaki çocuk genellikle söz dinler, kendisin de dikkatini toplama yeteneğinde bir aartış olmuştur. Bu durum okula başlar ken onun için olumlu olmaktadır.
Yedi yaşında ki çocuk canlıdır,altı yaşına göre daha dikkatlidir. Ve tehlikenin daha çok farkına varır.bir ağacın yüksek tepelerine çıkmaz çoğu zaman ağaca tırman madan önce yüksekliğini gözden geçirir ve dalların sağlamlığını dikkatle yokalar.
Denge duygusu geliştiği için futbol oynar, ip atlar, seksek oynar.
Çocuk okula gitmeye başlayınca ve okuma yazma öğrenince dil açasından çok ilerler.anlattığı şeyleri yeni bir biçimde düzenler ve bazen bunu çok doğru yapar. Çocukların okumaya karşı duydukları ilgi çok çeşitlidir. Bu duygu yalnız okumaya gerekli olan sembolleri anlama derecesinde ki farklardan ileri gelmemektedir, aynı zamandan okumanın, başka ilgilerle karşılaşmasından doğmaktadır. Yedi yaşındaki ler arasın da sürekli olarak okumaktan zevk alanlara sıksık rastlanır |
|
Çocuk İstismarına Göz Yummayın!
“ İhmal, duygusal, fiziksel istismar ve cinsel istismar çeşitleri; taciz, tecavüz, ensest, çocuğun ruhsal dünyasında tamiri imkansız yaralar açmakta, çocuğun gelişimi en üst düzeyde tamamlamasını, potensiyelini gerçekleştirmesini önlemektedir.”
Son yıllarda çocuk istismarı ve ihmali giderek artmaktadır. İngiltere'de haftada dört, ABD’de ise günde üç çocuk, çocuk istismarı ve ihmali nedeniyle ölmekte, 4 yaş altında her bin çocuktan biri fiziksel istismara uğramaktadır.Çocuk istismarı oranı dünyada %1 ila % 10 arasında değişirken ülkemizde bu rakam %10 ila %53 arasındadır ve duygusal istismar %78; fiziksel istismar %24; cinsel istismar ise % 9 oranında olduğu bulunmuştur. İstismara maruz kalan çocukların %70’i 2-10 yaş arasındadır.
Çocukluk çağı travmaları içinde çocuk istismarı yinelenebilirliği, çocuğa genellikle en yakınları tarafından yapılıyor olması nedeniyle tanımlanması ve tedavi edilmesi en zor olan travma olarak nitelendirilmektedir. Çocuk istismarı sebeplerinin arasında aile içi şiddet ve mutsuz evlilik, sosyoekonomik durumun düşük olması, üvey anne baba, geleneksel aile yapısında fiziksel cezanın kabulü gibi nedenleri sıralanabilir. Anne-babalarda ilaç veya alkol bağımlılığı ile psikotik sorunların varlığı ise istismar riskini artırmaktadır. İstismarcı anne-babalar genellikle kendi kişisel memnuniyetini çocuğununkinden üstün tutan, çocuğu gereksinimlerini karşılayacak bir araç yerine koyan, çocukla ilgili gerçekçi olmayan beklentileri olan, katı, duygularını kontrol edemeyen kişilik yapısındadır.
WHO (World Health Organisation-Dünya Sağlık Örgütü), çocuk istismarını “bir yetişkin veya devlet tarafından tarafından bilerek veya bilmeyerek yapılan ve çocuğun sağlığını, fiziksel ve psiko-sosyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen davranışlar” olarak tanımlamaktadır. Çocuk istismarı; ihmal, duygusal, fiziksel ve cinsel istismar olmak üzere dört grupta sınıflanmaktadir.
Çocuk İhmali
Çocuk ihmali; çocuğun beslenme, giyinme, barınma, eğitim, sağlık ve sevgi gibi temel gereksinimlerini çocuğa bakmakla yükümlü kişi veya kişiler tarafından karşılanmaması sonucu, çocuğun gelişiminin en üst düzeyde gerçekleşmesinin engellenmesi olarak tanımlanmaktadır.
İhmal, anlaşılması ve teşhis edilmesi oldukça zor olan bir kavramdır. İstismar ve ihmali birbirinden ayıran en önemli nokta, istismarın aktif, ihmalin ise pasif bir durum olmasıdır. Fiziksel istismara göre daha az dramatik olmakla birlikte çocukta yarattığı hasar benzerdir.
Duygusal İstismar
UNICEF, duygusal istismarı ve ihmali; çocuğun nitelik, kapasite ve arzularının sürekli kötülenmesi, çocuğun sürekli olarak insanüstü güçlerle, sosyal açıdan ağır zararlar verme ya da terk etme ile tehdit edilmesi, çocuktan yaşına ve gücüne uygun olmayan taleplerde bulunulması ve çocuğun, topluma aykırı düşen çocuk bakım yöntemleri ile yetiştirilmesi olarak tanımlanmaktadır. Duygusal istismar çok sık gerçekleşmesine rağmen fiziksel ve cinsel istismar gibi somut bulguları olmadığı için en zor tanınanıdır. Duygusal istismar tek başına görülebildiği gibi fiziksel ve cinsel istismarla birlikte de görülmektedir.
Duygusal istismarın izleri yaşam boyunca kendini gösterebilmektedir.Anne ve babası tarafından sürekli eleştirilen, aşağılanan, sevgi ve ilgi ihtiyacı yeterince karşılanmayan çocuklar, pasif kişilik özelliklerine sahip, kendine güveni olmayan ve antisosyal davranışlar gösteren kişiler olarak tanımlanmaktadır. Bu çocuklarda normal zihinsel kapasite olmasına rağmen, öğrenme güçlüğü ve dikkat dağınıklığı gibi sorunlar görülmektedir.
Fiziksel istismar
Fiziksel istismar, çocuğun anne babası ya da bakımından sorumlu başka kişi tarafından sağlığına zarar verecek biçimde fiziksel yaralanması ya da yaralanma riski taşımasıdır. Genel olarak fiziksel istismar, çocuğun kaza dışı nedenlerle yaralanması olarak bilinmektedir.
Avrupa ve Asya’ da 9-17 yaşlar arasındaki her 10 çocuktan 6'sının; Türkiye’de ise 7- 14 yaş grubundaki çocukların yaklaşık %40'nın yanlış bir şey yaptıkları zaman anne-babaları tarafından dayak yedikleri saptanmıştır. Türkiye’de sekiz ilde yapılan bir araştırmada ise çocukların istismara uğrama oranı %33; tokat atma, kulak ve saç çekme oranı %25; sopa ile dövme oranı %14 olarak bulunmuştur.
Aile içi şiddetle karşılaşan çocuklarda davranış bozuklukları, gelişmede gecikme sık görülmektedir. Ayrıca bu çocukların geleceğin istismarcıları olma olasılığı daha fazladır.
Cinsel İstismar:
Çocuklarda cinsel istismarın yaygınlığı ABD’de 1.3/1,000; Türkiye’ de ise %1.4’dür. Ülkemizde kadınların %20’sinin, tüm erkelerin % 7’sinin çocukluğunda en az bir kez cinsel istismara maruz kaldığı, kız çocuklarının erkek çocuklarına oranla 3 kat fazla cinsel istismara maruz kaldığı saptanmıştır.
Cinsel istismar, psiko-sosyal gelişimini tamamlamamış ve yaşı küçük olan bir çocuğun bir erişkin tarafından cinsel doyum için kullanılmasıdır. Cinsel istismar oral-genital, anal, genital veya oral temas ile olabileceği gibi, teşhircilik, röntgencilik ve çocuğu pornografide kullanmak şeklinde de olabilir. Çocuk pornografisi gibi çocuğa yönelik organize cinsel saldırılar giderek yaygınlaşmakta; yasadışı olmasına rağmen internetin de etkisi ile çocuk pornografisi yaygın bir pazara ve yüklü bir ciroya sahip olduğu bilinmektedir.
“Cinsel istismar” ile “cinsel oyunlar”ı birbirine karıştırmamak gerekir. Aynı gelişimsel düzeydeki çocukların birbirlerinin genital organlarına bakması veya ellemesi, ilişki olmadıkça normal olarak kabul edilir ve sağlıklı bir çocuğun kendi bedenini ve karşı cinsi tanıma, ayırt etme aşamasıdır. Bu tür merakların oyunlarla giderilmesi sağlıklı ve güvenlidir.
Çocuğa yönelik cinsel istismarının çocuk üzerinde en fazla etki bırakanı istismarın aile bireyleri veya akrabaları tarafından çocuğun tanıdığı bir yerde gerçekleştirilen ensest durumlardır. Ensest, ana-baba otoritesine sahip bir erişkin ile bir çocuk veya ergen arasındaki her çeşit cinsel ilişkidir. Önemli olan aradaki kanbağı değil, erişkinin anne-baba hakimiyeti, gücü ve çocuğun bağımlılığıdır. Mor Çatı Derneği’ne başvuran 538 kişinin % 35’inin cinsel şiddete uğradığını, cinsel şidddete uğrayanların % 26’sının ise ensest mağduru olduğu bildirilmiştir.
Cinsel istismarın sık görüldüğü aileler genel olarak işlevselliği bozuk aileler olarak tanımlanmakta ve bu ailelerde olaya yol açtığı düşünülen çeşitli patolojiler bulunmaktadır.
- Baskın ve koşulsuz söz tutma isteyen ana baba modeli: En sık gözlenen katı babanın güç ve kararlarda baskın olduğu aile modelidir. Aile sistemi kapalıdır. Babalarınbir kısmı güç ve kontrol sağlamak için şiddete başvurmaktadır. - Cinsel sorunlar: Cinsel istismarın gözlendiği ailelerde,ana babalarda cinsel sorunlar daha sıktır. - Sosyal izolasyon: Bu ana babaların çoğunda aile dışısosyal ilişkilerde kısıtlılık ve zorlanma vardır. - Rol çatışması: Cinsel istismar uygulanan ailelerderol çatışmalarına sık rastlanır. Anne genellikle eşlik veev kadınlığı rollerini kızına bırakmaktadır, baba da bakımvermeyi ensest yoluyla yapmaktadır. - Alkol ve madde kötüye kullanımı. - Yadsıma: Aile üyelerinde en sık kullanılan savunmadır. Baba, olayı “seks eğitimi” olarak savunabilir, anne ise kocası ile ilişkisini bozabileceği için reddedip görmezlikten gelebilir. Çocuk utanma ve suçluluk duygularını bastırmak ve aile düzeninin bozulmasını önlemek amacıyla durumu yadsıyabilir.
Cinsel istismar toplumda sık rastlanan bir durum olmasına karşın, çoğunlukla gizli kalmakta, en çok yüzde 5-10'u ortaya çıkmaktadır.
Çocukların sessiz kalmasının nedenleri şöyle sıralayabiliriz:
- Kendilerinin inanılmayacaklarını düşünürler. - Başlarının belaya gireceğinden korkarlar. - İstismarcının tehdidinden korkarlar. - İstismarcıyı korumak isteyebilirler, istismarcıyı sevebilir ama yaptıklarını sevmezler (mağdurun ve ailesinin kötü alğılanması olasılığı). - Nasıl anlatılacağını bilmeyebilirler. - Cinsel davranışların yanlış olduğunu bilmeyebilirler. - Arkadaşları tarafından dışlanacağından korkabilirler. Homoseksüel olarak adlandırılabileceklerinden korkabilirler. - Büyükleriyle (otorite ifade edenlerle) cinsel konuları konuşmaktan utanabilirler. - Gammaz olarak adlandırılmak istemezler. - İyi çocukların cinsellikle ilgili sözcükleri kullanmamaları gerektiği söylenmiş olabilir.
Çocukluk çağı cinsel istismar çoğu zaman kimseye söylenmediği için birilerince fark edilinceye kadar çocuk tarafından saklanır ya da özellikle tanıdık biri tarafından istismara maruz kalan çocuk olayı bir oyun olarak algılayabilir zamanla bunun bir suç, kendi işlediği bir günah olduğunu düşünür, suçlu hisseder ve utanç duyar.
Cinsel istismar sonrası en sık görülen ruhsal rahatsızlıklar olarak travma sonrası stress bozukluğu, depresyon, aşırı kaygı, panic, fobiler, unutkanlık, duyarsızlık, güven kaybı, benlik saygısında ciddi hasar, utanç, uykusuzluk, organik bir temeli olmayan dirençli ağrılar bayılma ve madde-alkol kullanmaya başlama veya miktarını arttırma, intihar girişimi, kendine zarar verme davranışı gibi sıralanabilir. Yetişkinlikte ise cinsellikten kaçınma, iğrenme ve cinsel isteğin ve ilginin azalması gibi cinsel sorunlar ortaya çıkmakta ve cinsel istismar öyküsü olan çocukların daha fazla cinsel saldırıda bulunduğu da bildirilmektedir.
Sonuç olarak çocuk istismarı ve ihmali bir halk sağlığı sorunudur. Eğitimsiz ailelerin %40'ı çocuklarını istismar ederken, eğitim düzeyi yüksek ailelerde bu oran %17'dir. İstismar ve ihmal, eğitim seviyesi azaldıkça artış gösteren kavram olduğu için aile merkezli destek programlarına, eğitime verilen önemin ve bilincin artırılması, çocuğun topluma kazandırılması, konu ile ilgili gerekli ve aynı zamanda caydırıcı olacak nitelikte yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.
Bunun yanı sıra cinsel istismarın bir cinsellik değil saldırganlık olduğu bilgisi yaygınlaştırılmalı, cinsel istsimar konusunda toplumsal duyarlılık artırılmalı ve bu konu medya, görsel ve yazılı basında “çocuklardan cinsel haz alma”ya karşı çıkılmalıdır.
İstismara uğramış bir çocuğa yaklaşımda en önemli noktalardan birisi çocuğun daha fazla zarar görmesini önlemektir. Çevrenizdeki bir çocuğun istismara maruz kaldığından şüphe ettiğinizde gerekli yerlere başvurun ve bu istismara göz yummayın. Unutmayın bu olaylar hemen yanı başımızda olmakta ve göz yummak geleceğin ruh sağlığı bozuk bireylerinin hatta geleceğin çocuk istismarcılarının yetişmesine neden olmaktadır. Herkes bu konuda duyarlı ve uyanık olmalıdır.
Çevrenizdeki bir çocuğun istismarını önlemeniz dileğiyle |
|
Günümüzün Yeni Sektörü “Çocuk Bakıcılığı” ve Yaşanan Sıkıntılar
“Bakıcının mutluluğu, çocuğun mutluluğu demektir. “Aileler, bakıcıya saygı duymalı, değer vermeli ve ihtiyaçlarına duyarlı olmalıdır”
Günümüzün ekonomik şartları ve değişen aile yapılarıyla birlikte çalışan anne sayısı ve buna paralel olarak çocuk bakıcısına duyulan ihtiyaç her geçen gün hızla artarken, yeni gelişen bu sektörde ciddi bir kalite problemi yaşanmaktadır. Aileler, iyi bir bakıcı bulamamaktan şikayet ederken; bakıcılar da hak ettikleri saygıyı göremediklerinden ve çalışma şartlarının ağır olmasından şikayet etmektedir.
Bu sektörde yaşanan problemlerin en önemli sebebi ise “Danışmanlık Şirketlerinin verdiği hizmetin kalitesizliğidir. Ailelere çocuk bakıcısı bulmak için hizmet veren danışmanlık şirketleri, Pedagog, Okulöncesi Uzmanı ve Psikolojik Danışman gibi uzman kişiler yerine, bu alanda eğitimi olmayan kişiler tarafından çalıştırılmakta ve amaçları ailelere ve bakıcılara yardım etmek değil, sadece para kazanmaktır. Bu işi hakkıyla yapan birkaç danışmanlık şirketi dışında birçoğu aile ve bakıcı başvurularını internet üzerinden, verilen bilgileri kontrol etmeden kabul ediyor ve komisyon almak için herhangi bir elamanı herhangi bir aileye yerleştiriyorlar.
Bu sektörün başka bir sorunu ise çocuk bakıcısı, dadı, bakıcı abla, eğitimli abla, özel ders öğretmeni gibi kavramların birbirine karışmış olması ve çocukların yaş gruplarına göre isim ve görev tanımlarının yapılmamış olmasıdır. Her yaş grubunun gelişim özellikleri ve ihtiyaçları farklılık göstereceği için, çocukla ilgilenecek kişinin görev ve sorumlulukları yaş grubuna göre belirlenmelidir. Örneğin 3-6 yaş döneminde çocuğun bakım ihtiyaçları azalıp; duygusal, sosyal, fiziksel, zihinsel ihtiyaçları artacağı için, bu yaş grubuyla çalışan uzmanın “Okulöncesi Eğitim Uzmanı” olarak adlandırması daha doğru olur. Çocukların yaş gruplarına göre isim ve görev tanımı şöyle sıralanabilir;
0-2 Yaş grubuyla çalışanlara : Çocuk Bakım ve Sağlığı Uzmanı 2-3 Yaş “ : Çoçuk Gelişimi Ve Eğitimi Uzmanı 3-6 Yaş “ : Okulöncesi Eğitimi Uzmanı 6-12 Yaş “ : Eğitimli Abla ve Abi 12-18 Yaş “ : Öğrenci ve Yaşam Koçu
Bu alanda eğitimli kişiler, bir yaş grubunu seçmeli ve bu yaş grubunda çalışarak uzmanlaşmalıdır. Aileler ise çocuklarıyla ilgilenecek uzmanı, çocukları büyüdükçe çocuklarının gelişim özellikerine göre değiştirmelidir.
Ailelerin ihtiyaçlarını karşılacak bu alanda yeterli sayıda eğitimli kişilerin bulunamaması ise bu sektörde kalite problemini yaratan önemli bir sebeptir. Önceden çocuk bakıcısı olarak eğitimsiz türk veya yabancı uyruklu kişiler tercih edilirken, ilk 6 yaşın çocuğun gelişimdeki öneminin anlaşılmasıyla, aileler bu alanda uzman insanlarla çalışmak istiyorlar. Fakat Danışmanlık Şirketleri ailelere yönlendirecek eğitimli çocuk bakıcısı bulamıyor. Çünkü bu alanda eğitim almış insanlar, evde çocuk bakıcısı olarak çalışmanın birçok eksileri olduğu için anaokulu gibi kurumlarda çalışmayı tercih ediyorlar.
Bu sektörde yaşanan sorunların temelinde ise toplumun ve ailenin çocuk bakıcılarına karşı olumsuz bakış açıları ve yanlış tutumları yatmaktadır. Çocuk bakımı ve eğitimi gibi kutsal bir işi yapan eğitimli insanlar, sedece “bakıcı” olarak görülüyor ve küçümseniyor. Ailelerin çoğu “bakıcıyı” temizlikçi gibi görüyor ve bakıcının görevi olmayan işleri de yapmasını istiyorlar. Hatta bazı aileler, çocuklarının anne babalarının kendileri olduklarını unutup, çocuğun bütün sorumluluğunu bakıcıya bırakarak çocuklarına yabancı kalıyorlar.
Şuana kadar yazılı ve görsel basında ailelerin yaşadığı sorunlar birçok kez dile getirilirken, bakıcılarının yaşadığı sıkıntılara deyinilmedi ve olaylara tek taraflı bakıldı. Bu nedenle bu sektörde yaşanan problemlere bir de bakıcıların gözünden bakmak istiyorum. Bu alanda eğitim almış insanların çocuk bakıcısı olarak çalışmak istememesinin nedenleri şöyle sıralanabilir;
“Bakıcı” yetersiz bir kelime!
Öncelikle çocuğun gelişimi ve bakımıyla ilgilenecek insanın sadece “bakıcı” olarak adlandırılması, bu işin uzmanlık gerektirmeyen basit iş olduğu mesajını veriyor. Oysa bu ciddi bir eğitim ve sorumluluk gerektiren bir iştir ve bu alanda eğitim almış insanlar “ Özel Ev Öğretmeni” gibi saygın isimlerle anılmalı ve saygı duyulmalıdır.
Bu alanda kariyer yapmak mümkün değil.
Çocuk bakıcısı bu işte yıllarca çalışmış olsa bile adı bakıcı olarak kalıyor. Bu iş, profesyonel bir meslek olarak görülmeli ve bu alanda çalışanlara yıllar geçtikçe eğitim ve deneyimlerine göre farklı ünvanlar verilmeli ve böylece bu mesleğe duyulan saygı arttırılmalıdır.
Çalışma ve sosyal güvenlik hakları yok
Çocuk bakıcıları, sigorta, iş kazası, tazminat gibi çalışma ve sosyal güvenlik haklarına sahip olmadıkları için herşey ailenin insiyatifine kalıyor. Aileler, bakıcıların sigortasını yapmıyor ve ne zaman isterse bir sebep göstermeden bakıcıyı işten çıkarabiliyorlar. Çocuk bakıcılığı da diğer meslekler gibi görülmeli ve aynı haklar tanınmalıdır.
Düşük ücret çok iş
Bu mesleğin en önemli sorunu ailelerin, çocuk bakıcısını düşük ücretlerle çalıştırmak istemesidir. Aileler, çocuklarının eğitimi için kolejlere yüksek ücretler öderken; iş daha fazla emek isteyen bir göreve gelince; düşük ücretlerle çalışan eğitimsiz türk veya yabancı uyruklu kişileri tercih ediyorlar. Oysa çocuğun gelişimi için çok önemli olan bu kritik dönemde, eğitimli bakıcılar tercih edilmeli ve böyle emek isteyen kutsal bir görevi yerine getiren insanlara hak ettikleri ücretler ödenmelidir.
Çocuk bakıcılarının ev işi yapması da isteniyor
Çocuk bakıcısı ister yatılı ister gündüzlü olsun, bazı aileler bakıcının, yemek hazırlama, toz alma, bulaşık ve çamaşır yıkama gibi ev işleri yapmasını bekliyorlar. Fakat bakıcının tek sorumluluğu çocuğun bakımı ve eğitimi olmalıdır. Zaten ev işleri yapan bir bakıcı çocukla yeterince ilgilenemez ve gelişimini destekleyemez. Doğru olan ev işleri için yardımcı bir bayanın işe alınmasıdır. Böylece çocuk bakıcısı bütün zamanını çocukla nitelikli bir şekilde geçirebilir.
Çalışma şartları bakıcının psikolojisine zarar veriyor
Çalışma saatleri, bakıcının psikolojisi düşünülmeden ailenin ihtiyaçlarına göre belirlenmiş ve bakıcılar yatılı ve gündüzlü olarak sınıflandırılmıştır. Gündüzlü bakıcı haftanın 6 günü sabahtan akşam geç saate kadar çalışıyorlar. Aileler ise yoğun iş temposundan dolayı genelde yatılı bakıcıyla çalışmak istiyorlar.
Yatılı bakıcıların çalışma saatleri ise çok uzun ve insan psikolojisine zarar verecek nitelikte. Yatılı bakıcıların sorumluluğu ailenin ihtaçlarına göre değişse de genel olarak sabahın erken saatlerinden çocuğun uyku saatine (21:00-23:00) kadar çalışıyorlar. Eğer çocuğun yaşı küçükse gece de çocukla ilgilenmek zorundalar. Malesef çocuk uyuduktan sonra bakıcının dışarı çıkıp hava alma özgürlüğü de yok. Zaten çocuk uyuduktan sonra yorgun düşen bakıcının yapacağı tek şey uyumak oluyor. Kısaca bakıcı bir mahkum gibi 6 gün boyunca evden çıkamıyor, kendisine zaman ayıramıyor ve hafta da sadece bir gün izin kullanabiliyor. İzin günün yarısı ise ailesi ve arkadaşlarını görmek için gittiği uzun otobüs yolculuklarında geçiyor.
Bu şartlarda çalışmak hem bakıcı hem de çocuk açısından çok yanlış. İnsan psikolojisinin temel ihtiyacı olan kendine ve sevdiklerine zaman ayırma ihtiyacını yeteri kadar karşılamayan bakıcı mutsuz olacak ve performansı düşecektir. Annesiyle yeteri kadar zaman geçiremeyen çocuk ise annesiyle duygusal bir bağ kuramayacak ve bu da çocuğun duygusal-sosyal gelişimi olumsuz etkileyecektir.
Psikolojik açıdan doğru olan; çocuğun, akşam anne ve babasıyla uyku saatine kadar nitelikli zaman geçirmesi; bakıcının da bu süre içinde kendine zaman ayırması veya dışarı çıkıp arkadaşlarıyla bir kahve içme özgürlüğünün olmasıdır. Hafta sonları ise acil bir durum veya misafir olmadığı sürece yine çocuğun anne babasıyla vakit geçirmesi ve bakıcının iki günü kendine ve sevdiklerine yeterince zaman ayırarak çalıştığı ortamdan bir süre uzaklaşmasıdır. Bu hem bakıcıyı hem de çocuğu mutlu edecektir.
Özetlemek gerekirse bunlar çocuk bakıcılarının çalışırken yaşadığı sorunlardan sadece birkaçıydı. Olaylara tek taraflı bakılmadan, bakıcının ihtiyaçlarına ve sıkıntılarına duyarlı olunmalıdır. Çünkü bu karşılıklı sevgi ve saygı işidir; yaşanan bu sıkıntılar ancak karşılıklı anlayış ve fedakarlıkla çözülebilir. Burada herşey ailenin bakıcıyla olan iletişimine ve bakıcıya sunduğu şartlara bağlıdır. Aileler bakıcıya yeteri kadar değer vermezse; bakıcının, çocuklarına yeteri kadar ilgi ve sevgi göstermediklerinden yakınmaya devam ederler.
Ailelerin bakıcıya iyi şartlar sunması, bakıcının da bu işi severek yapması dileğiyle |
|
|