| | | ÇOCUK BAKIMI | | | Gerçekten Onu Kimi Zaman Cezalandırmak Gerekir mi? Sizin için ceza, baskıcı, küçük düşürücü ve belki de sadist bir eğitim sistemi olabilir.Öyleyse, asla sadist bir tarafı olmayan en iyi arkadaşınızın, kızının “cezalı olmasından dolayı” sizinkiyle oynamasına izin vermemesi kafanızı büsbütün karıştıracaktır. Neden Cezayı Bütünüyle Ret ediyorsunuz? Beklide farkında olmaksızın, cezanın çocuğunuzun sevgisini kaybettireceğini düşünüyor ve bundan çekiniyorsunuz.”İyi bir anne baba” olmama düşüncesi sizi kaygılandırıyor.Bir de eğer kendi ana babanıza yönelik sistemleriniz varsa…. Ceza Neye Yarar?Ceza yasaklamanın gerekli parçasıdır.Cezalandırmak yasaklamayı daha inandırıcı ve etili bir hale sokmaya yarar.Cezalar sayesinde çocuk ana baba tarafından kesin olarak ilan edilen yasaklara inanır ve saygı duymasını öğrenir.Kimi zaman sadece kelimeler yasaklamaya yetmez:ceza kurallar olduğunu ve bu kurallara uyulmadığı zaman yaptırımların meydana geleceğini anlatmaya yardımcı olur.Bu toplumda yaşamayı öğrenmenin temelidir.Ceza ana babanın bağırmasını yada sinirlenmesini önler.Çocuk kendini suçlayan kızgınlık ya da krizler yerine, kendisini bu durumdan kurtaran bir ceza almayı tercih eder.Bilinçli olarak verilen bir ceza sarsıcı olmaz.Aksine, çoğunlukla çocuğu rahatlatır.Gerçi çocuk , kurallara karşı geldiğinde ana babasının sevgisini kaybedecek gibi hisseder.Oysa ceza, onun hissettiği suçluluk duygusunu azaltmasına yardımcı olur ve rahatlatır.Kabul edilen, anlaşılan bir ceza almak ana babının sevgi ve saygısını kaybetmek riskinden çok daha iyidir. Nasıl Cezalandırmalı?Tabi ki bütün cezalar iyi değildir.hatta, kötü olan cezalar kabul edilebilir olanlardan çok daha fazladır.Ceza, içinde birçok şartları taşımak ve aynı zamanda da eğitimin tuzaklarına düşmemek zorundadır.Sonuçta iyi ceza çok azdır.Ama yine de yasaklara ve sınırlara saygı duymayı sağlayacak cezalarda vardır.Ceza kesinlikle……-Yapılan hatalara ve çocuğun yaşına göre değişken ve orantılı olmalı.-Gerçekleştirilebilir olmalı.Çocuğunuzu yol kenarında yada ormanda bırakma tehditleri gereksizdir.Siz de çok iyi biliyorsunuz ki bu tehdidinizi gerçekleştirmek elinizden gelmez.Gerçekleştirmemeniz de zaten en iyisi olur.daha önce çocuğunuzu olduğu yerde bıraktınız ve sonra da almaya mı geldiniz?Bu size çok etkili gibi gelebilir, ama u terk etme tehdidi çocuğun kendisine ve yetişkine olan güvenini kaybetmesine yol açabilir.Bu aynı zamanda çocukta sonradan telafisi zor, güvensizlik ve yoksunluk duyguları yaratır.bunu tekrarlamayın.Şiddeti tırmandırabilirsiniz.-Çocuğu yaşamsal ihtiyaçlardan ayırmamalı ; yemek yemek gibi, güneş gibi. “sana tatlı yasak” yada “git çabuk yat bakalım”.-Çocuğunuzun cep harçlığını kesmek onu bir “büyük” gibi görmemek ve bu sorumluluğu üstlenmek demektir.Cezanın, çocuğun gelişimde geri adım atmaya neden olmaması gerekir.ceza büyümekten nefret etmek için değildir.Genellikle cep harçlığı kesilerek buna imkan verilir.-Çocuğun okul ödevlerini bir koz olarak kullanmayın.çocuğu düzgün yazmaya mecbur etmek onun bilgi acemiliğini bir cezaya dönüştürmek olur.Bu da çocuğun ne öğrenci sorumluluğunu almasına yardımcı olur ne de istekli çalışmasına.-Evin temizlik işleri.Çocuğun evde yardımcı olması doğaldır.işte bu yüzden masayı hazırlamanın bir ceza olduğunu ona düşündürmek gereksizdir.-Bütün çocukların başta gelen istekleri.Yılbaşı yada doğum günü hediyelerini çocuğa yasaklamak, önemli bayramları sizinle birlikte geçirmesini, arkadaşının yılbaşı partisine gitmesini engellemek yada tatillerini ortadan kaldırmak çok acımasız ve kötü cezalardır.çok kötü şeyler yapsa bile her çocuğun eğlenmeye, takdire ve kendini kabul ettirmeye ihtiyacı vardır.Bayramlar tatiller doğum günleri onun ve ailesi için en çok beklenen günlerdir.Bu önemli olaylar sayesinde çocuk kendi hayal gücünü geliştirir ve hatıralarını yaratır.Hatırlayın sizde…Yaptığı suçun ölçüsü ne olursa olsun onu dünyadaki bütün çocukların yaşamak istediği mutluluklardan bu denli mahrum bırakmak, çok ağır bir ceza olur.-Ceza hiçbir şekilde küçük düşürücü olmamalı, şiddet taşımamalı.Aniden yüzüne bir bardak suyu boşaltmak yada onu birden bire soğuk duşun altına sokmak…Bunların sözü bile edilmemeli.bütün bu cezalar çocuğu küçük düşürür ve onu allak bullak bırakabilir.-Ona nedenlerini açıklayarak ceza vermeli.Anahtar cümle “senden ne beklediğimi sana açıklamıştım ve sana güveniyordum.Anlaşmamıza uymadın.Seni bu yaptığından dolayı cezalandırıyorum.” Akşamları Yatmak İstemiyorHer akşam aynı komedi.Çocuğunuz yatmayı reddediyor.tam yattı yatacak derken tekrar kalkıyor.Neden?Yaratıklardan korkuyor.Eğer kendinizi suçlu ana baba olarak hissediyorsanız, buna geçit veriyorsunuzdur.Sonunda kendinize ayırdığınız bir akşam bile olmuyor ve artık patlıyorsunuz. Çocuğunuz neden yatmayı reddediyor?Aşağıdaki sebeplerden biri yada birileri yüzünden :-Limitinizi test ediyor.Ona göre kurallara karşı gelmek için bir oyun bu.-Eşiniz ve sizin birlikte onsuz geçirdiğiniz zamanı kıskanıyor.-Gecenin ve karanlığın yalnızlığını üstüne almış olmaktan kaygı duyuyor.Hareketten iç sıkıcı hareketsizliğe geçişin verdiği tedirginliği yaşıyor.-Uyumak için fazlasıyla sinirlenmiş ve yorgunluğa karşı gelebilmek için oldukça yğun bir gerilim içinde .-Belki de sizin çocuğunuzun diğer çocuklara göre daha az uykuya ihtiyacı var.-Evde olmayan anne veya babasının eve gelmesini ve onun yatmasını bekliyor alabilir.Neden her defasında ona geçit vererek bitiriyorsunuz.Beklide çocuğunuzun size ihtiyacı olduğu için uyumayı reddettiğini düşünüyorsunuz.Bunu, size pahalıya mal olsa bile doğru ve güven verici bir davranış olduğunu düşünüyorsunuz.Bütün bir gün ana babasını görmemiş ve onlarla akşamları vakit geçirmeyi arzulayan çocuğun bu isteği normal değil mi?Bunun neden değişmesi gerekli?Çocuğunuzun yararına.Belirli bir ritim tutturabilmesi ve bunun devam etmesi için.Bu çocuğunuz için gerekli ve güven vericidir.Çok fazla uykuya ihtiyacı olmasa bile, yatağında uzunca bir zaman uyanık kalsa da çocuğunuz, belli bir saat geçtiğini, bunun da “çocukların değil ama büyüklerin saati “ olduğunu anlamak zorundadır.Ona gerekli sınırları koymak ve özgürce kendi kimliğini bulmasına yardımcı olmak için gereklidir.Çocuğunuzun salonda uyuklayıncaya kadar sizinle birlikte kalmasına izin vermek, her şeyi yapabildiğini sandığı hayal dünyasını zenginleştirmektir.Aynı zamanda bir zorba yaratmaktır.Akşamları, çocuk ne kadar çabuk yorulursa o kadar zor uyumaya gider ve çekilmez bir hale gelir.Onun için ne kadar büyük fedakarlıklar yapılırsa yapılsın, sonuçta hep –bilinçli yada bilinçsiz- bize etmediğini bırakmayan bu çocuğa öfke duymakla bitiririz.Onun okul kurallarına uyum sağlayabilmesi gereklidir. Bir çok öğretmen çocukların, dikkatlerini toparlamayacak kadar çok yorgun olduklarından yakınırlar.Ana okuluna başlar başlamaz, çocuklar artık uzun gündüz uykularından mahrum kalıyorlar.Akşamları da çok yorgun oluyorlar.Toparlanmaları için erken yatmaya ihtiyaçları yoktur.Sizin yararınıza .İster bütün gün çalışan ister yarım gün, sizinde akşamları eşinizle birlikte kendinize ayırdığınız özel anlara sahip olma hakkınız var.çocuğunuzun mekanları ve saatleri karıştırmaya devam etmemesi kendisi kadar eşinizle olan ilişkiniz içinde önemlidir OTORİTE, DİSİPLİN, SINIRLAR Ona Hayır Diyemiyorum Sürekli Yeni oyuncaklar almanızı istiyor.Yada sizin masum kurallarınıza karşı gelmeyi deniyor. (vaktinde uyumak, tek başına giyinmek gibi) sanki biraz fazla ödün veriyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz.Öyleyse, kaybettiğinizi düşündüğünüz otoritenizi nasıl yeniden kazabilirsiniz ? Hayır demesini bilmenin altında ne yatar ?Çeşitli duygular;-Suçlu ana baba: zaten çocuğunu yeteri kadar göremiyor, birlikte olduğu anlarda da onu zorlamak istemiyor.-Şüpheci ana baba : Aldığı eğitimin bir sonucu olarak –büyük bir olasılıkla çok katı ve sıkı bir eğitim- çocuğuna “hayır” demenin yararlı olup olmayacağını sürekli kendi kendine sorguluyor.-Bitkin ana baba :Sonunu getiremeyeceğini düşündüğü bir işe girişmeye cesaret edemiyor.-Aceleci ana baba: Sabahları çocuğu giyinirken, iki saat dil dökmeye zamanı olmadığından onun işini kendisi üstleniyor.Hayır demesini öğrenmek niçin gereklidir?Bu çocuğunuzun biçimlenmesine ve ilerde, kişilik sahibi, sorumlu, özgür ve becerikli bir insan olmasına olanak sağlar.Engelleme, bütün isteklerinin karşılanmasının yarattığı anlık sevinçlerden vazgeçebilmeyi öğrenmek zorunda olan çocuğun psikolojik ve duygusal gelişimde önemli bir deneyimdir.Sanabileceğinizin aksine, engelleme küçük düşürmek anlamına gelmez.Çünkü sanıldığının aksine, kendisine hayır denilmesi çocuğu rahatlatır.Kabul edilmiş sınırlar, incitmekten çok güven verir.Kriz öncesi alınan kararı korumak, öfkesine geçit vermemek ona başlangıçta verilebilecek en iyi işarettir.Onun ihtiyaçlarını anlamak, her şeyi yapmasına izin vermek anlamına gelmez.“Arkadaş ana baba” tuzağına düşürmemek için.“Arkadaş ana baba olmak, çocuğunu kendisiyle aynı yaşta bir arkadaşı gibi eşit saymaktır, yani onu yetişkin olarak görmektir.Bu da çocuğun psikolojik gelişme dönemlerini bilmemek, tanımamak anlamına gelir.Çocuğunuzun rahatça kendi kimliğini bulabileceği, güvenebileceği dayanabileceği, ana baba statüsünü sürekli koruyan, yetişkin, ciddi ve aklı başında bir ana babaya ihtiyacı vardır.İlerdeki zorlukları önlemek için.Çocuğunuzun bütün isteklerini kabul etmek, onu, her şeyi yapabileceği sandığı aldatıcı dünyasına iyice yerleştirmek anlamına gelir.” Yasaklama yasaktır” kuralı çocuğun gerçeği görmesine engel olur ve onu engellemelere ve yasaklara karşı dayanamaz hale getirir.küçüklüğünde ana baba otoritesi almamış çocuk, ergenlik çağında, bu otoriteyi bulmak için elinden geldiği her biçimde çevresindeki, ana baba hariç bütün insanlarla ilişkiye ve arayışa geçer.Büyümek, ileride daha iyi şeyler yapabilmek için geçici olarak bazı şeylerden vazgeçmek demektir. Varlığınızı zorlaştırmayın.Sürekli boyun eğmek köleliliği getirir ardından.Ve hep bize baskını –bilinçli veya bilinçsiz- suçlamaya başlamanızla sonuçlanır. Hayır demek nasıl öğrenilir?Öncelikle, koşulsuz toplumsal yasaklar ile her aileye özgü kuralları iyice ayırt edin kafanızda.Toplumsal yasaklarda kesinlikle ödün vermeyin.Yalnız kriz esnasında değil, sürekli hatırlatın çocuğunuza bu yasakları.Ve ardından şu basit formülü ekleyin:” İster kabul et ister etme bu yasak” ve tekrarlayın : “sana bunu daha öncede söyledim” .Bu formül, yasakları gerçek bir işaret noktası haline getirmeyi sağlar. Ailenizdeki geçerli kurallardan da yalnızca uzun süre uygulayabileceğinizden emin olduklarınızı ilan edin.Ve bunları çocuğunuzun yaşına, ihtiyaçlarına ve kişiliğine göre uygulayın.Çocuğunuza bir yasağı yada sınırı uygulatmak istediğinizde, bakışlarınızı onunkinden hiç ayırmamaya zorlayın.”Kocaman gözlerle bakmayı öğrenin. Çocuk ne kadar çabuk sert bakışlarla kendisine bakılmaya alışırsa o kadar çabuk söz dinlemeyi öğrenir. Otorite en az ses tonundaki değişiklikler kadar bakışlarla da sağlanır. 3 ve 6 YAŞ ARASINDAKİ ÇOCUK Üç yaşındaki çocukların yaratıcılık güçleri, hayal dünyaları, duyguları oldukça gelişmiş ve anne babayı taklit etme duyguları dönemleri başlamıştır.Kız annelerini, erkek çocukları ise babalarını taklit eder.Çocuklar bu yaşta cinsiyetlerinin de farkındadır.Erkek çocuklar araba, tren, uçak, bisiklet, kamyon gibi oyuncaklarla oynarken, kız çocukları ise bebeklerle ve evcilik oynamayı severler.Elektronik oyuncaklar, o yaştaki çocuğun sosyal gelişmesi açısından zararlıdır.Çocuğun yaratıcılığını etkiler, hatta köreltebilir.Bu yaştaki çocukların; daha ziyade el becerilerinin gelişmesine yardımcı olan “yap boz” oyunu, boyalar, fırçalarla resim yapmak, oyun hamuruyla veya kumdan kalıplar çıkarmak gibi oyunlar oynaması daha iyidir.Çocukların oyuncaklarını arkadaşlarıyla paylaşması ve sıralarını beklemeyi öğrenmeleri de gereklidir.Çocuğu bir arkadaş gurubuna sokmak için en uygun zaman bu yaşlardadır.Çocuk arkadaşlarıyla oyuncakları paylaşmayı ve ortak oyunlar oynamayı, uyum içinde olmayı bu dönemde öğrenir.Çocuğun güvenini sağlamak ve çıkacak kavgaları önlemek için annenin bütün dikkati çocuğun üzerine olmalıdır.Çocukların bu yaşlarda hayal güçleri daha kuvvetlidir.Hayal gücünün etkisiyle hikayeler uydurur.Büyüklerinden masal dinlemeyi, televizyon ve sinema izlemeyi sever.Çocuk kendini hayali hikayelere fazla kaptırmışsa, aile ilişkilerinde bir problem olup olmadığı düşünülmelidir.Çocuğa fazla hayal ürünü hikayeler anlatmak doğru değildir.Bağırmadan Ona Söz DinletemiyorumSistemli bir şekilde olmaya başladı; Sakince söylüyorsunuz, bir defa , iki defa…. Hiçbir şey olduğu yok.O halde üçüncüde basıyorsunuz çığlığı.Bağırmadan nasıl söz dinletebilirsiniz. Neden Bağırıyorsunuz ?Aşağıdaki sebeplerden biri veya bir kaçı olabilir: -Çocuğunuza bir emir verdiğiniz zaman, hemen yerine getirmiyor.Aksine, istediğiniz şeye tepki vermek için sizin çığrınızdan çıkmanızı bekliyor.Sizi hiç önemsemiyor ve çok sinirleniyor.-Otoritenizi başka yollardan sağlayabileceğinize artık kesinlikle inanıyorsunuz.Belki de sizde bu tarzda bir eğitimle büyütüldünüz? Zamanında çok çektiniz ve şimdi aynı yöntemi siz uyguluyorsunuz.-Belki de biraz zor bir dönemden geçiyorsunuz, iş hayatınızda yada özel hayatınızda bazı sorunlar var.-Bağırmalarınız belki de içinizdeki başka duyguların bir dışa yansıması.Kriz anlarında hiçbir zaman olmayan, ev işlerini hiçbir zaman üzerine almayan ve yalnız çocuğun banyo ve yemek krizlerinin hemen ardından eve gelen eşinize-bilinçsiz olarak bağırıyorsunuz.Ve bağırsak, hissettiğiniz adaletsizliği ifade ediyorsunuz. Bu çocuk için çok mu kötü ?Çok fazla abartmayın : Sürekli bağırıp çağıran ana babalar geleceği düşünmeden çocuk yapan yaratıklar değillerdir.İşte bakın, siz bağırdığınızda çocuğunuzun hissedebilecekleri:-Dengesi bozulabilir, kendine olan güveni sarsılır ve kendini kaybeder.-Kendisini, sizi bu hale soktuğu için suçlu hisseder.Zamanla, sizin ona sürekli bağırarak hitap etmenizin bir sonucu olarak, tepkisiz davranmaya başlar:Herhangi bir şey yapmasını istediğinizde size evet der ama on dakika sonra görürsünüz ki hiçbir şey yapmamıştır.Diğer insanlarla olan ilişkileri de bu ilişkiler güce dayanacağından riske sokar.Sonunda siz ve çocuğunuz birlikte olmanın verdiği bütün mutluluğu kaybedersiniz. Bağırmadan Kendinize Nasıl İtaat Ettirirsiniz? -Kendinize güvenin öncelikle.Çocuğunuza verdiğiniz mütevazı eğitimin doğruluğu üzerine kendi kendinize soru sormayı bırakın artık.Çocuğunuzun kimi kurallarda acemilik çekmesi kaçınılmaz ve normaldir.Çocuğunuza bu kuralları öğretip uygulamasına yardımcı olmak bir ana baba olarak sizin görevinizdir.Ayrıca kararsız olmaktan da sakının.-Kuralar hiçbir zaman değişmez değildirler. Çocuğun yaşına ve olgunluğuna göre onları değiştirmek ve her defasında yeniden ilan etmek gerekir.-Size hemen itaat etmediği zaman onu kuru kuru azarlayarak suçlamaktan sakının.-Çocuğunuza en kısa zamanda, sınıra geldiğini yada sınırı geçtiğini fark etmesini söyleyin.Onun bakışlarını yakalayıp ona koca gözlerle bakın.Ne kadar çabuk çocuğunuza dik dik bakmaya alışırsanız, basit bir bakışın onun artık durması ve itaat etmesi gerektiği anlamına geldiğini o kadar çabuk anlatmış olursunuz.-Teşvik edici statejilerin hazırlanmasında çocuğunuzla birlikte hareket etmeye çalışın. Onu daha fazla cesaretlendirin ve uğraştığı işi bitirmesi için biraz daha zaman verin. “Giyin çabuk, gel yemek ye, git yüzünü yıka” gibi ardı ardına kesin emirler vermek yerine, ona yaklaşın, bakışlarını üzerinize çekin ve kesin olarak ama sakince programı açıklayın. “Dinle yavrum birazdan akşam yemeği başlayacak,eğer bu saate kadar elini yüzünü yıkayıp pijamalarını giyebilseydin, gerçekten harika olurdu.Üstelik bu benim işimi de çok rahatlatırdı ve ben de seninle övünürdüm.Bunu senin pek hoşuna gitmediğini anlıyorum ama bu gerçekten gerekli bir şey, hadi bakalım sana güveniyorum”.İsteklerinizi yerine getirdiği zaman, sonuç mükemmel olmasa bile, teşekkür ve tebrik etmeyi de unutmayın.KREŞ VE ÇOCUK YUVASIÇalışan anneler, ev içinde bebeklerine baktıracak bir kimse bulunmaması durumunda, onu kreşe verirler.Kreş seçimi yapılırken personelinin özel eğitim görmüş olmasına, çocuğa temiz bakılmasına, iyi beslenmesine ve disipline dikkat edilir.Personelinin çocukları sevmesi, çocuk psikolojisinden anlaması çok önemlidir.Anne babaların bebeklerini kreşlere bıraktıklarında onlara nasıl bakıldığını bir gün gözlemeleri iyi olur.Her çocuk yuvaya gitmek mecburiyetinde değildir.Çalışan annelerin çocukları, akranlarıyla bir arada olmak isteyen çocuklar, evleri şehirde olan ve küçük apartman katlarında oturan ailelerin çocukları ile çok haşarı olan çocuklar yuvaya gönderilir.üç yaşını dolduran ve tuvaletlerini söyleyen çocuklar yuvaya alınır.Yuvaya gitmek istemeyen çocukları bütün gün yuvada bırakarak alıştırmaya çalışmak yanlıştır, ilk günler yarım gün, sonra haftada iki gün ve daha sonraları ise bu süreyi uzatarak çocuk yuvaya alıştırılmalıdır.Annelerine çok bağlı olan çocuklar, annelerinden ayrılmak istemezler, onlarında yanlarında kalmalarını isterler.Onun için ilk günlerde, anne de çocuğun yanında kalabilir.Yoksa çocuk terk edildiği hissine kapılır.Çocuğu ilk günlerde zorlamak sakıncalıdır.Yuva öğretmeniyle konuşup çocuğu sabahları biraz geç götürmek de bir çözüm olabilir.Çocuk zamanla arkadaşlarına ve öğretmenlerine alışacaktır.Diğer çocuklarında kendisi gibi yuvaya geldiğini görmesi çocuğu rahatlatır.Yuvaya giden çocuk toplum içinde yaşamayı öğrenir.Bazı çocuklar yuvayı severler.yeni arkadaşlar edinmek, çeşitli oyunlar oynamak onlar için çok büyük bir değişikliktir.Oyuna çok fazla olan çocuklar uykularını ihmal ederler ve yorgun düşebilirler.Böyle durumlarda, çocuğu haftada bir iki gün evde dinlendirmek iyi sonuç verir.Yuva öğretmenleri çocuk psikolojisinden anlamalı ve anne, bazı problemlerini öğretmene danışabilirler.Anneye çok büyük problemmiş gibi gelen bazı olaylar, öğretmenin diğer annelerin de bu tip olaylarla karşılaştığını söylemsi sayesinde onun rahatlamasını sağlar .DAYAK TERS TEPERYaramazlık yapan çocuklara ceza verildiğinde, cezayı hemen uygulamalıdır.İleriye dönük yapılan ceza tehditlerini çocuk yaramazlık yaptığında hatırlamaz.Çocukları dayak arsızı yapmamak için hiçbir zaman dayakla cezalandırmamalıdır.Bu durum ters teper ve çocuğa zorbalık ve kuvvet kullanarak istediğini yaptırabileceği izlenimi verir.Çocuğa kötü davranışları sebebiyle devamlı uyarılarda bulunduğunuza göre, iyi davranışlarını da ödüllendirmelisiniz.Böyle yaparsanız çocuğu iyi davranışlara özendirmiş olursunuz.Çocuklar diğer çocuklarla oynamaya başladığında, önce kibar ve yumuşak başlı olmayı ve kendine ait oyuncak ve eşyaları paylaşmayı öğrenmelidir.Küçük çocuklar, bir başka küçükle karşılaştıklarında, hemen birbirlerine sarılmaya, onu tutmaya ve ellerindeki oyuncakları almaya çok meraklıdırlar.Kavga çıktığında annenin yapacağı, hemen müdahale ederek çocukları ayırmaktır. O esnada çocukların dikkatlerini başka yönlere çekmelidir.Bazı çocuklar ise başkalarını ısırmayı meraklıdırlar.Üç yaşını geçen bir çocuk hala etrafındakileri ısırmaya devam ediyorsa çocuğun psikolojik bir sorunu olup olmadığı araştırılmalıdır. Aşırı baskı, çocukları endişeli ve korkak yapar, güven duygusunun gelişmesini engeller.ÇOCUKLARDA KISKANÇLIKYetişkinlerde bile kötü etkiler yaratan kıskançlık, çocuklarda da zararlıdır.Kıskançlık duygusu aşırı derecede olan çocuklara, rekabet duygusu öğretmeli ve bu yapılarken ona büyük insanmış gibi davranmaya çalışmalıdır.Çocuğa büyük bir insan muamelesi yapmalıdır.Kardeşi yeni doğan kıskanç mizaçlı bir çocuk, tekrar bebeklik dönemlerine dönmeyi ister.Kardeşi gibi biberonla yemeğe ve altını kirletmeye başlar.Hatta bazı çocuklar, kıskançlıktan dolayı, anne ve babasını sahiplenmek amacıyla gece onların aralarında uyumak isterler. Bu durum, kardeşini veya anne babasını birbirinden kıskanmasının yansımasıdır.Çocuk bu huyundan alışkanlık yapmadan vazgeçirilmelidir.Aşırı kıskançlık, çocuğu dış dünyaya karşı olan hareketlerini de etkiler, ileride bundan en büyük zararı kendisi görür.Annenin ve babanın yapacakları bu zararı en aza indirmektir.Kardeşini taklit ederek bebek gibi davranan bir çocuğa, artık büyük bir insan olduğu kendisinin kardeşinden daha kuvvetli ve becerikli olduğu, kardeşinin ise küçük ve onun bakımına muhtaç bulunduğu anlatılmalıdır.Yardım severlik duygusu gelişen bir çocuk anne ve babasına da yardımcı olur.Kardeşiyle ilgilenir, onu anne babası gibi azarlar ve ona anne baba rolü oynamak ister.Çocuklar yeni doğmuş kardeşlerini kucaklarına almakta isterler.Böyle durumlarda yere bir battaniye sermeli ve üzerine oturarak bebek onun kucağına verilmelidir.kardeşine sevgi beslemesini sağlamak için, gerektiğinde bebeğin bakımı için ondan yardım istemelidir.Çocuklara, kendilerine bir kardeşin geleceği önceden söylenmelidir.Kardeş geldiğinde, çocuk önce kendini terk edilmiş hissedebilir.O güne kadar ailenin tek ilgi odağı kendi iken, kardeşinin yüzünden ikinci plana atıldığı duygusuna kapılabilir.Onun için, yeni bebek gelmeden, o buna alıştırılarak evdeki değişiklikler yapılmalıdır.Büyük olanın, bebek gelmeden yuvaya başlaması, geldikten sonra başlamasından daha iyidir.Aksi taktirde çocuk, bebek geldiği için kendisinin evden kovulduğu düşüncesine kapılabilir.Çocuğun yanında yeni bebeğe aşırı ilgi göstermemeli, mümkünse onun yanında emzirip kucağa almağa özen göstermelidir.ÇOCUK VE KORKUÇocuklar bu yaşlarda çeşitli şeylerden korkarlar.Duyarlı olan, fazla gerçek dışı hikayeler dinleyen, aşırı baskı gören çocuklar, bir takım korkulara kapılırlar.böyle çocukları, yemeğini yemesi veya altını kirletmemesi için polisle veya öcü ile korkutmak çok sakıncalıdır.Karanlıktan korkan çocuklara korkusunun gereksiz olduğu, bir zarar görmeyeceği gösterilmelidir.Çocuğu, sabır ve sevgiyle anlamaya ve dinlemeye çalışmalı, ona korunduğu ve güvenlikte olduğu hissettirilmelidir.Odasında karanlıkta uyuması yerine, bir gece lambası yakarak, onu rahatlatmalıdır.Bazı çocuklar da bir takım hayvanlardan korkarlar.Çocukların bu korkuları zamanla geçer.Korkularının yersiz olduğu ispat etmek için onu hayvanın yanına götürmek ve tutmasını istemek çocuğu olumsuz etkiler.Hayvanlara karşı olan korkuları oyuncak hayvanlarla oynaması sağlanarak azaltılabilir.Bazı çocuklar ise denize ve havuza girmeye korkarlar.Anne ve babaların korktuğunu bile bile çocuklarını denize ve havuza atmaları çok sakıncalıdır.Çocuğun korkusuyla hiçbir zaman alay etmemeli her şeye oyunla alıştırmaya çalışılmalıdır.ÇOCUKLA ANLAŞMANIN YOLLARIAnne ve babanın, çocuğa nasıl davranması gerektiğini anlatarak değil de, ona örnek olup göstererek öğretmesi gerekir.Çocuklar anne ve babalarını taklit ederek onların özelliklerini kazanabilirler.Anlayışlılık, düşüncelilik, incelik, iyilik gibi meziyetler bu şekilde öğrenilir.Anne ve babanın uyum içinde olması da, çocukla iyi ilişkiler kurulmasında çok önemli bir faktördür.Çocuğun çevresindeki insanlar ve gördüğü olaylar kişiliğinin oluşmasında etken olurlar.Daha bebekken, çocuğun yumuşak başlı ve sakin mizaçlı mı, yoksa huysuz ve mızmız mı olacağı aşağı yukarı belli olur.Her anne baba çocuğunun kendine güven kazanmasına yardımcı olmalıdır.Onun anne ve babası için ne kadar önemli olduğu kendisine hissettirilmelidir.Çocuğunun anne ve babasının sevgi ve ilgisine çok ihtiyacı vardır.Normal ilgi çocuğu şımartmaz, fakat aşırıya kaçılırsa fazla yumuşaklık çocuğu şımartır.Ağlayarak her istediğini yaptırma alışkanlığı elde etmesi,hem anne baba için güçlükler doğuracak hem de çocuğun ilerideki ilişkilerinde zarar getirecektir.Çocuklar belli yaşa gelinceye kadar; nelerden zarar göreceklerini, neler yapmaları, neleri ise yapmamaları gerektiğini bilmezler.Bunlar söylense de çabuk unuturlar.Çocuğu tehlikeden korumak için gereken tedbirleri almak da anne babanın görevidir.Elektrik prizlerini kör fişlerle korumak.İlaçları ortada bırakmamak, elektrikli aletleri ve kablolarını, kırılacak eşyaları ayak altında bulundurmamak gibi.İLK DİŞLERBebeklerin ilk dişleri birinci yaşını doldurmadan çıkar.Bazı bebeklerde bir yaşından erken, bazılarında ise daha geç çıkabilir.Bebekler üç dört aylık oldukları zaman, ellerini ve ellerine geçirdikleri her şeyi ağızlarına götürürler.Oyuncaklarını ısırırlar ve salyalarını akıtırlar.Onların bu hareketlerine engel olmak yanlıştır.Yapılacak en doğru hareket, çocuğun eline aldığı oyuncakları temiz tutmak ve yüzeylerinin düzgün ve plastikten yapılmış olmasına dikkat etmektir.Böylelikle onların bebeğe bir zararı olmaz.Bu arada bebeğe kauçuktan yapılmış renkli diş kaşıma halkası verilebilir.Ağza alınan bu eşyaları sık sık sterilize etmelidir.Bazı bebekler dış çıkarma zamanları vücutlarının dirençleri azalır ve nezle veya ishal olurlar.Ateşleri yükselir.Bu rahatsızlıklara neden ise, diş değil ağızlarına götürdükleri cisimlerden aldıkları mikroplardır.Bebeklerde ekseriyetle önce altta iki kesici diş çıkar.Daha sonraki aylarda ise üsteki dört diş çıkar.Bebek bir yaşına geldiğinde altı tane dişi olmuş olur.Bebekler azı dişlerini çıkartırlarken çok rahatsızlık duyarlar.Bazı bebeklerin iştahları kesilir, huysuzlanırlar, geceleri sık sık uyanırlar.Bu dönemlerde bazı bebeklerin huyları da değişir.gece mama isterler ve kucakta tutulmaya alışabilirler.Bir buçuk yaşına kadar dördü azı, ikisi kesici olmak üzere altı diş daha çıkarırı.İki yaşında da azılar ile kesici dişler arasındaki yerden köpek dişleri çıkar.Köpek dişlerinden sonra iki buçuk yaşına kadar diğer dört azı dişleri de çıkarak dişleri tamamlanmış olur.Bebeğin süt dişlerinin sağlıklı olması annenin gebeliği sırasındaki beslenmesiyle ilgilidir.Çünkü bebeğin dişleri anne karnında iken şekillenmeye başlar.Anne gebeliği sırasında yeterli miktarda kalsiyum, fosfor, D vitamini, C vitamini, A ve B vitaminlerini almışsa, bunlar bebeğin dişlerinde büyük rol oynarlar.Ayrıca annenin gebeliği sırasında bol bol süt, peynir, tereyağı, balıkyağı, limon , portakal, lahana, domates ve diğer meyveleri yemesi de, bebeğin dişlerinin sağlığı için gereklidirBebeklerin dişleri çıkar çıkmaz diş bakımı da başlamalıdır. Anneler bebeklerinin dişlerini ve diş etlerini ıslak bir mendille her gece silmelidirler.Bunun için temiz ıslak bir mendille biraz florürlü diş macunu sürülür ve bebeğin dişleri ve diş etleri onunla silinir.Bebek macunun tadını sevmezse bu işlem macunsuz da yapılabilir. ÇOCUĞUN KONUŞMAYA BAŞLAMASIBebekler ir yaşına gelmeden bazı sözcükleri söylemeye başlarlar.Kişilik ve karakterlerine göre erken veya geç konuşabilirler.önce “mama”, “baba” gibi sözcüklerle başlarlar ve her ay üç dört sözcük daha öğrenirler.Bebeklere konuşmaları için yardımcı olmalıdır.Onlarla bol bol konuşmalı , konuşurken doğru konuşmaya da özen göstermelidir.Bebeğin söylediklerini dinlemeli, onunla ilgilenmeli ve onun dediğini anlamaya çalışmalıdır.Bebeğe resimli kitaplardan masallar okumalıdır.iBebeğin konuşmasında evdeki ortam ve ona yapılan muamele de çok önemlidir.Çocuk çevresindeki sessizlikten veya telaştan rahatsız olur.İkisinden de ürkerek içine kapanabilir.Çocukla sinirlenmeden kolay ve basit kelimelerle konuşmalıdır.Çocuğa şefkat göstermeli ve onu diğer çocuklarla bir arada bulundurmaya dikkat etmelidir.Her çocuk bazı sözcükleri yarım yarım söyler.Fakat zamanla bu konuşmaları düzelir.Çocuğa kızmadan hoş görüyle doğrusunu söyleyerek konuşmaları düzeltilmeye çalışılmalıdır.Çocuklar çok küçükken çevrelerinde konuşulan birkaç lisanı birden anlayabilirler.Büyüdükçe ağırlığın bir tek dil üzerine yoğunlaştırılması daha doğrudur.On iki yaşından sonra ise ikinci bir dile de ağırlık verilmesinde bir sakınca yoktur.SÜNNETErkek çocuklarda penislerinin ucundaki deri katının dinsel veya tıbbı nedenlerle kesilerek alınmasına denir.Bu deri katında bazı salgılar toplanır ve mikrop kapıp iltihaplanmaya yol açarlar.Bu nedenle sağlığı koruma yönünden de sünnet faydalıdır.Erken yaşlarda yapılan sünnetler çocuğu psikolojik yönden etkilemez,Her operasyon gibi sünnetin de azda olsa bir riski vardır.Sünnet yetkili ve deneyimli kişilere yaptırmalıdır.Sünnet için bir ile altı yaş arası en ideal yaşlardır. ÇOCUK EĞİTİMİ İLE İLGİLİ BİLGİLER : Araştıran, soru soran, kuşku duyan, eleştiren, beynini başkalarına ve sloganlara teslim etmeyen, kendine güvenen, planlı ve programlı, çalışkan, üretken, çocuklar ve yurttaşlar yetiştirmek öncelikle anne babaların elindedir. Eğitim uzmanlarına göre 7 yaş eğitim için çok geçtir. Çünkü insan kişiliğinin yaklaşık % 80 i 0-6 yaş arasında oluşur. Bu bakımdan 0-6 yaş arası anne babanın vereceği eğitim çok önemlidir. Çocukların SEVGİ, DİSİPLİN (öğretici-düzenli davranış-beceri kazandırıcı yetiştirme) ve ÖZĞÜRLÜĞE ihtiyacı vardır. Çocuklar büyükleri taklit ederler; onlara öğüt vermekten çok iyi davranışlarınızla model olunuz. Örneğin anne babası süt içmeyen bir çocuğa süt içme alışkanlığını vermek çok zordur, ailede yemek seçen büyükler varsa çocuk da onu taklit eder. 0-6 yaş çocuk eğitimi için Halk Eğitim Merkezlerinde ücretsiz verilen Anne Çocuk Eğitim Programı (AÇEP) anneler için, kreş veya okul öncesi (ana sınıfı – ana okulu) eğitimi de çocuklar için güzel bir olanaktır. Anne babaların çocuklarıyla “sen dili” yerine “ben dili” kullanarak konuşmaları daha iyi bir davranıştır. Örneğin:“Bana doğruyu söylemiyorsun” yerine “bana doğruyu söylemediğini düşünüyorum” ,“Beni her zaman başkalarının yanında utandırıyorsun” yerine “geçen gün başkalarının yanında söylediklerin beni çok utandırdı”,“Sen beni üzmekten zevk alıyorsun” yerine “senden bunları duymak beni çok üzdü”,“Bu ne aptalca cevap” yerine “cevabın doğru değil”,“Beni kızdırıyorsun ve ben seni işte bu yüzden azarlıyorum” yerine “bazen öfkeme sahip olamıyorum”,“Gevezelikle dikkatimi dağıtıyorsun” yerine “şu anda konuşman dikkatimi dağıtıyor” “Neden böyle yaptın ?” yerine “neler oldu”“İyi misin ? beğendin mi? “ gibi sorular yerine “kendini nasıl hissediyorsun ? bu konu hakkında ne düşünüyorsun “ ifadelerinin kullanılması daha uygundur. Çocuğunuzdan “Eğer ……. yaparsan, ben de ……… yapacağım” şeklinde bir şeyin karşılığı olarak istenen davranışı göstermesini istemeyiniz. Bu çocuğunuzu koşullu ilişkilere, RÜŞVETE alıştırır.
Çocuklarınıza bir işi başarmaya çalışırken, tehlikeli durumlara düşmedikçe veya kendisi yardım istemedikçe yardım etmeyiniz. Örneğin: Divana, koltuğa çıkmaya çabalayan çocuğunuzu, kaldırıp divanın, koltuğun üzerine koymayınız. O işi, kendisinin başarmasına, başarıp zevk almasına, kendisine güven duymasına müsaade ediniz. Kendisine güven duydukça daha güç işleri başarmaya çalışacaktır. Çocuğunuza her işte, her basit güçlükte yardım ederseniz; kendine güveni olmayan devamlı destek bekleyen bir çocuk yetiştirirsiniz. Çocuklarınızın sorunlarını çözmek yerine sorununu çözebilen çocuklar yetiştirmeye özen gösteriniz. Beceremezsin, yapamazsın, düşersin, dökersin gibi olumsuz beklentilerinizi dile getirmeyiniz. Çocuk dünyaya geldiğinde Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu’nun benzetmesiyle bir meşe palamudu gibidir. Onun gelişmesine uygun ortam hazırlamak ailenin ve toplumun görevidir. Eğer uygun ortam yaratırsanız gür bir meşe ağacı, uygun ortam yarat(a)maz iseniz cılız bir meşe ağacı yetiştirirsiniz. Çocuklarınızın cesaretlerini kırmayınız. Başarılarını en azından güzel sözlerle övünüz. Çocuğunuza sevginizi göstermekten çekinmeyiniz. “Çocuklar sevgi gösterirseniz şımarmazlar, tutarsız davranırsanız şımarırlar ! ”(Prof. Dr. Üstün Dökmen). Yerine getiremeyeceğiniz sözler vermeyiniz, yalan söylemeyiniz. Söyleyeceğiniz her yalan, onun size olan güvenini azaltacak ve daha sonraki yıllarda bu güveni yeniden kurmak zorlaşacaktır. Prof. Dr. Belma Tuğrul’un dediği gibi “ Çocuğunuzun her türlü isteğini yerine getirmek sizi başarılı bir ebeveyn yapmaz. Çocuklar isteklerinin ret edilebileceğini, ertelenebileceğini ya da değiştirilebileceğini bilmek durumundadırlar” . Çocuklarınız yanlış ve olumsuz davranışlar yaptığında, çocuklarınıza küçültücü aşağılayıcı sıfatlar kesinlikle yakıştırmayın (geri zekalı, aptal, beceriksiz, sersem, geveze vb). Aynı şekilde abartılı övgülerden de kaçınınız. Eleştiriyi çocuğunuzun kişiliğine karşı değil, davranışına yönelik yapınız. Nedenli, niçinli yargılayıcı ve suçlayıcı konuşmalar iletişimi engeller. Çocukların öğrenmeye en istekli oldukları dönemlerde konuşma, karışma, kaldırma gibi, çocuğun öğrenme isteğini engelleyen olumsuz ifadeleri kullanmayınız. Çocukların öğrenmeye en açık olduğu durumlar soru sorduğu anlardır. Soruları kısa anlaşılır, basit bir şekilde yanıtlayınız. Anne, baba çocuk yetiştirme sanatını çocuk sahibi olmayı düşündükleri andan itibaren öğrenmelidirler. Çocuğun bakımıve eğitimi yalnız annenin görevi değildir. Baba, eşine mutlaka uyum içinde yardım etmelidir. Unutmayınız ki; gerek kız gerek erkek çocuğunun hem annenin hem babanın ilgi ve sevgisine ihtiyacı vardır. Anne baba hayatta ulaşmak istediği hedeflere ulaşmaya çabalarken çocuklarını ihmal etmemeli; mutlaka onlara her gün kısa da olsa zaman ayırmalıdır. Yoksa aşağıdaki şiirde olduğu gibi pişmanlık duygusu hissedebilirsiniz ve geçen zamanı geri getiremezsiniz. ÇOCUĞUMUZA ! Sürekli meşguldüm o kadar sene,Seninle doyasıya oynayamadım.Sen beni çağırdın gel oyna diye,Ben bir türlü zaman ayıramadım. Giydirdim, doyurdum, seni kolladım,Sadece bunları yeterli sandım,Bana oyuncağı getirdiğinde,Ben seni çoğu kez, başımdan savdım. Yatağa yatırır seni okşardım,Sen uyur uyumaz hemen çıkardım.Şimdi o günleri çok özlüyorum,Keşke bir dakika fazla kalsaydım. Hayat ne kadar kısa, yıllar ne çabuk,Ne zaman büyüdü bu küçük çocuk Ona dokunmak için uzandığımdaEllerim boş kalır, yüreğim buruk. Artık ne resimler, ne de oyunlar,Ne “İyi geceler”, ne sarılmalar,Hepsi çok geride, ulaşmak zor,Yaşanmadı sanki o güzel yıllar. Artık hiç işim yok, yapayalnızım.Günlerim çok uzun, üstelik bomboşKeşke isteklerini bir bir yapsaydım,Küçük arzuların şimdi çok şirin, çok hoş. ALICE CHASE11) DİĞER BİLGİLER : Bebeğinizin göbeğine, doktor önerdiyse , düşene kadar günde 1 kez antiseptik ( mikrop öldürücü ) madde sürebilirsiniz. Başka bir madde ( göbek tozu vb ) ye gerek yoktur. Kalça çıkığına mani olmak için bebeğinize kundak yapmayınız, bol ve kalın ara bezi koyunuz, göğsüne kuşak sarmayınız. Yeni doğan bebeklerde sarılık başlarsa ( özellikle Size kaç kere söyledim beni kundaklamayın !doğumdan itibaren ilk 3-4 gün içinde ) mutlaka doktora gösteriniz. Sarılık fazla olursa bebek için ömür boyu sakat bırakabilecek durumlara yol açabilir. Anne sütünde bebeğin kemiklerini geliştiren D vitamini azdır. Bu nedenle bebeğinize, sağlık ocaklarından ücretsiz verilen D vitamini damlasını 1 yaşına kadar veriniz . Bir diğer D vitamini kaynağı güneş ışığıdır. Bebeğinizin kemik gelişimini desteklemek için iyi havalarda günde 15-20 dakika başı ve kolları açık kalacak şekilde açık havada güneşlendirin ( arada cam olmayacak ! ) . Anneden bebeğe geçen hormonlar nedeniyle yeni doğan bebeklerin göğüslerinde şişlik olabilir. Kesinlikle ovmayınız, sıkmayınız, zamanla kendiliğinden azalarak kaybolur. Bebeklerin tırnakları uzadıkça kesilmelidir. Tırnakları kesilen bebeklerin hırsız olacağı inancı yanlıştır. Beni günde 15-20 dakika güneşlendiriniz. Bebeklerinize mümkünse emzik vermeyiniz. Emzik kullanan bebeklerin emzikleri, bebeğe verilmeden önce mutlaka yıkanmalıdır. Annenin veya başka birinin, emziği kendi ağzına soktuktan sonra bebeğe vermesi bebeğinizin hastalanmasına yol açabilir, kesinlikle yapmayınız. Doğumdan sonra veya hastalanınca bebeğinizin vücuduna tuz, katran, bal, kına gibi yabancı maddeler sürmeyiniz. Bebeğinizin ağzı pamukçuk olursa 1 çay bardağı suya 1 çay kaşığı karbonat ilave ederek hazırlayacağınız suyla ağzını günde 3-4 kez siliniz. Buna rağmen artarsa doktora gösteriniz. Yeni doğan bebeğin gözlerinde çapak olursa kaynamış ılık suyla siliniz. 3-4 gün içinde geçmez ise yine doktora gösteriniz. Doğacak bebeklerin sağlıklı olması için yakın akraba evliliklerinden kaçınılmalıdır. Doğum yapacak anne yaşının 20-35 yaş arası olması idealdir. Kabızlık çeken 6 ay üzerindeki bebeklere bol sebze ve meyve (sebze çorbası, mercimek çorbası, armut, erik, gibi posalı meyvelerin pürelerini) veriniz. Dengeli ve yeterli beslenme, çocuğunuzun büyümesine olduğu kadar, ileriki yaşlarda beyin ve zeka gelişimine de etkilidir. Bebekler ilk 6 ayda hızlı büyürler ( büyüme eğrisi üzerinde yaklaşık 50 DERECELİK açıyla ), 6. aydan sonra büyüme hızı düşer ( yaklaşık 15 DERECE ). 6. aydan sonra büyüme hızı düştüğünden dolayı daha az yemek yerler. İshal, hepatit A ve B (karaciğerin mikrobik iltihabı-en önemli belirtisi sarılıktır, çocuk hepatitlerinin yarısında sarılık olmaz) gibi bulaşıcı hastalıklardan ve barsak parazitlerinden korunmak için çocuklarınızın ellerini sokaktan eve gelince, yemekten önce-sonra, tuvaletten sonra mutlaka sabunla yıkatınız. Çiğ sebze ve meyveleri iyice yıkatmadan yedirmeyiniz. Çocuklarınızda kıl kurdu, solucan gibi barsak paraziti varsa doktorun verdiği ilacı kullanınız. Şu hususlara da özellikle dikkat ediniz: Yemekten önce, tuvaletten sonra ellerini yıkatınız, tırnaklarını uzatmadan kesiniz, iç çamaşırlarını kaynatınız, evde başka parazit olabilecek kişiler de tedavi edilmelidirler. 2-3 aydan sonra bebeklerin salya yapımı artar, ellerini kullanabilmeyi öğrendikleri için, ellerini ağızlarına götürürler. Bunlar bebeklerin gelişimiyle ilgili normal davranışlardır; diş çıkarma ile ilgileri yoktur. Çocuklarınızı, beden ve ruh sağlığı için, spor yapmaya teşvik ediniz (basketbol, voleybol, jimnastik, atletizm, yüzme, bisiklet, masa tenisi vb). Resim , edebiyat, müzik, tiyatro, sinema, koleksiyon gibi uğraşıları için onları yönlendiriniz. Cesaretlerini kırmayınız, başarılarını en azından güzel sözlerle övünüz. Benim yanımda SİGARA İÇMEYİNİZ ! Diş çürüklerini önlemek için, yemek aralarında çocuğunuza şekerli besinler yedirmeyiniz. 3 yaşından itibaren sabah akşam dişlerini fırçalatınız. Çıkacak dişlerinin dayanıklılığını arttırmak için, içme suları Fluor’dan fakir bölgelerde (Bolu gibi), 5-6 aydan itibaren 3-4 yaşına kadar günde 1 tane Fluor içeren tablet veriniz. 3.000 - 4.000 doğumda bir görülen: erken teşhis edilirse tedavisi mümkün olan Fenilketonüri hastalığı için, en erken, bebek beslendikten 24 saat sonra, bölgenizdeki sağlık ocağında tahlil için bebeğin topuğundan kan aldırınız. Her türlü ilaç (insan, hayvan ve ziraat), çamaşır suyu, gaz, tuz ruhu gibi tehlikeli maddeler çocukların ulaşamayacakları yerlerde saklanmalıdır. Zehirlenme tehlikesinden dolayı çocuklarınıza mantar yedirmeyiniz. Bulgur, pirinçten daha ucuz ve daha besleyicidir. Tahıl unları (buğday, pirinç vb) nişastalarından daha besleyicidir. Çocukların büyüme ve gelişmesinde çok önemli yer tutan proteinin, bazı besinlerdeki miktarları: 100 gram buğday unu , bulgur, makarnada: 11.5 gram bitkisel protein, 100 gram pirinç unu veya pirinçte: 7 gram bitkisel protein, 100 gram nişastada: 0.1 - 0.2 gram bitkisel protein bulunmaktadır. Buradan da görülebileceği gibi bebek-çocuk beslenmesinde nişasta iyi bir besin değildir. Besin değeri bakımından elma ve muz yaklaşık eşit değerdedir. Çocuklarınıza meyve suyu yerine meyvenin kendisini, kola gazoz yerine süt, ayran, meyve suyu vermeye özen gösteriniz
EĞİTİM HATALARI Çocukları eğitirken baş gösterecek beklenmedik güçlükler karşısında anne ve babalar asla yılmamalı, harcadıkları çabaların üzerine hemen başarı tacının gelip oturmayışına bakarak umutlarını asla yitirmemelidir.Ne çocuk uyuşuktur, ilgisizdir yada aşırı derecede pasiftir diye eğitsel çabalarının başarısızlıkla sonuçlandığını düşünmeli, nede çocuklardan bazısının yetenekli, bazısının yeteneksiz olduğu gibi saçma bir düşüncenin etkisi altına kalmalıdır.Bireysel psikoloji, bütün çocukların eğitimine ve ussal yeteneklerinin geliştirilmesine özen gösterilmesini, bunun içinde onların daha çok cesaretlendirip özgüven duygularının pekiştirilmesini, güçlükleri yenilmez engeller değil, üzerlerine yürünüp üstesinden gelinecek sorunlar gibi görmelerinin çocuklara öğretilmesini ister.Bu yolda harcanacak emek her zaman başarı sağlayamayabilir.Ama başarıya ulaşılan öyle çok vaka vardır ki, ortalığı velveleye verecek kadar parlak sonuçların elde edilmediği vakalarla kıyaslandığında ortada bir dengenin sağlandığı, hatta bunun da ötesine geçildiği görülür |
|